KIRIK KALPLER SOKAĞI
ZAMAN HERŞEYİN İLACIDIR DA, ZAMANIN İLACI VAR MI?ıssız adam’ı izledikten sonra
filmi izledikten sonra gecenin saat 02:41 i. içim hala kan ağlıyor. ne yapsam boş. amansız bir hastalık gibi ara ara yokluyorsun. filmde kısmen bizi buldum. özellikle o “ben seni haketmiyorum” kısmı. sen hep bana böyle söylerdin. bugün bile bunun tam olarak manasını anlamış değilim. sen beni benim seni sevdiğim kadar sevmediğin için böyle düşünüyordun herhalde. şu an ayla dikmen eşliğinde gözyaşlarımla seni anıyoruz. bunu bana neden yaptın ? şimdi mutlu musun? bu sorular ölene dek hep aklımı kurcalayacak.
dilerim ki mutlu ol sevgilim, ben olmasam bile, hayat gülsün sana, günahım boynunda, ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda.
ŞİZOFRENLER GİBİ DÜŞÜNMEYE BAŞLADIM
o var mıydı, yoksa yok muydu. ya da o hiç yoktu da ben mi uydurdum onu. ben büyüttüm içimde onu. evet evet ben büyüttüm.keşke bu yazdıklarımı o da okuyabilse.onu hala tüm bu olanlara rağmen ne kadar çok sevdiğimi ona tekrar haykırabilsem. ama ne yazık ki mümkün değil.
çok doluyum bu gece. sanki dokunsalar ağlıyacağım. dökülüverecek gözyaşlarım, yağmurdan hemen sonra yapraklara dokunduğumda dökülen damlalar gibi.
ama biliyorum. ne yapsam nafile. yapacağım hiçbir şey onu bana tekrar getirmeyecek.
olsun. içimde küçücük bir ümidim var hala. belki yıllar sonra karşılaşırız tekrar.bende o da yalnız kalmış oluruz. ve tekrar beraber oluruz. hayatta herşey mümkün. ya da bu dünyada olmazsa öbür dünyada karşılaşırız.
ne olursa olsun bekliyeceğim.saniyelerin, dakikaların, ayların, yılların geçmesini bekliyeceğim. ne malum belkide ben haklı çıkarım. bu hayatta olmazda diğer hayatta karşılaşırız.
çok canım acıyor. bu acı beni yedi bitirdi. bazen ellerim tutmaz oluyor acıdan. bazen de gözlerim görmez oluyor. nereye baksam onu görüyorum. sanki heryerde o var. beni takip ediyor. yüzümü nereye çevirsem onunla karşılaşıyorum. bana söyledikleri aklıma geliyor.
düşünüyorum da aslında söylediklerini bir bir yapıyor. o zaman diyorum yıllar sonra bana yine dönecek. çünkü öyle söylemişti. dönmeli de zaten. dönmesi lazım. yoksa ben bu acıyla daha fazla yapamayacağım. boğazıma birşeyler düğümleniyor. adeta beni boğuyor. nefes alamıyorum bazen.ölecekmişim gibi hissediyorum.
beni duyuyor veya bu yazdıklarımı okuyorsan şunu bir kez daha söylemek istiyorum.
“ben seni sevmekten değil sadece senden vazgeçtim. bu bana çok acı versede bunu sırf senin iyiliğin için yaptım.” umarım yıllar sonra da olsa bunları okur ve seni hala ne kadar çok sevdiğimi anlarsın.
senin çok sevdiğin o şarkıları hala dinliyorum. sırf sen seviyorsun diye bende seviyorum ve dinliyorum.bu bana çok acı versede yinede dinliyorum.
çok şey yazdım. bu kadar yeter. bil ki hala yüreğimdesin. hem de en güzel köşesinde.
çok sevdiğin birisini tam manasıyla kaybetmek
dün akşam aylardır kaçtığım duymayı hiç istemediğim birşeyi öğrendim. o yüzden canım çok sıkkın.
hani vardır ya sürekli bunun olabileceğini tahmin edersiniz ve çevrenizde bunun örneklerini görürsünüz de, bir türlü bunun bir gün sizin de başınıza geleceğini kabul etmek istemezsiniz. aynen öyle bir durumdayım. dün büyük bir şok yaşadım ve artçıları da hala devam ediyor. ilk anladığım anda çok acayip oldum. hani dreler ya. beynimden vurulmuşa döndüm diye. herhalde bu o olsa gerek. böyle kafamdan aşağı kaynar sular dökülüyo gibi hissettim. çok acayip bir duygu bu. açıkcası bende ilk defa yaşıyorum.
size çok anlamsız gelebilir bu anlattıklarım ama, benim için çok şey ifade ediyorlar. aslında çok yakınlarım biliyor bu olayı. bilseler ne olur ki. yapabilecekleri bir şey yok. ne benim ne de onların elinden birşey gelmez. olan olmuş artık ama gelin bir de bunu bana anlatın.
çok acı çekiyorum çok. yüreğimden bir parça aldılar sanki. ağlamayı unutan gözlerim dayanamayıp koyverdi gözyaşlarımı.
sürekli soruyorum kendime. “böyle olmak zorundamıydı”diye.sonra düşünüyorum. kader dedikleri bu olsa gerek.
neyse gecenin bu saatinde bu kadar yeterli.
anlattıkça kanıyor yaram.dağlama vakti geldi sanırım.
yağmur
yağmur gerçekten de çok güzel yağıyor. bilmem sizde izlediniz mi yağmurun yağışını. damlaların sevdiğinin bağrına yani toprağa nasıl düştüğünü. yav kardeşim amam romantiksin demeyin aslında öyle değilimdir. size öyle gelmiş. yağmuru çok özlemiştik zaten hazır zamanımız varken yağmuru dinleyelim. yağmurun yüreğimize yağışını…
AŞK
ne ben nede siz bu konu da bişey yapamayız artık. çünkü bu galiba kapanmayacak bir yara. ama yinede bu konuda illa bişeyler yazmak gerekiyosa ya da söylemek, ben susmayı tercih ediyorum. herkes üzerine düşeni yapsın. ve bu da sondu artık. bundan sonra yazmayacağım.
sevmek vede sevememek üzerine
yahu kardeşim şu sevme işine bi akıl sır erdiremedim. siz bir insanı seversiniz. bu durumda karşınızdakinin size karşı tutumu iki farklı şekilde olbilir ; birincisi- oda sizi sever. ve kısmende olsa mutlu son. (bu durum nadir görülebilen bir durum) ikincisi- o sizi sevmez veya sizin onu sevdiğiniz manada sevmez ve işte bu noktada başlıyor hikaye. niçin hikaye dedim çünkü kardeşim bir insan karşılıksız seviyorsa eğer onun vay haline. bu durumda bu zatı muhterem de ne yapacağını şaşırır.
önce doğal olarak bu duramu kabullenmez. karşısındakine ısrar eder. eğer bu etkili olmuşsa yani baskılarla karşısındakini sindirmişse ve ona onunda kendisini sevdiğini kabullendirmişse yine aynı kısmen de olsa mutluluk olur. yok hayır eğer karşısındaki inatçı çıkmışsa (:pnc) yolu yok asla ve asla bu ilişki devam etmez ve gerçekten seven o zatı muhterem tabiri caizse eli koynunda kalıverir öyle orta yerde. esasında bu iş daha dallı budaklı ama bende bu gecelik dayanma gücü kalmadı. nasipse sonraki geceler ve gündüzler yazmaya devam. çok basit olacak ama sevipte kavuşamayanlara selam olsun kardeşim………………..
şu hortumlu dünyada fil yanlız bir hayvandır
bu kitabı okuyup okumadığınızı bilemiyeceğim ama bence sizde bi göz atın. (yani ben göz attım
) peki ne anlatıyor diyeceksiniz? siz okuyunca ne düşüneceksiniz bilemem ama ben bu kitabı okuyunca şöyle bi kanıya vardım. bizler gündelik hayatın koşuşturmasına, işimize, çevremizde durmaksızın hereket eden o kalabalığa o kadar kapılıyoruz ki, bize ödünç verilen bazı gügzellikleri çok çabuk unutuveriyoruz. aslında kitabın çağrıştırdıkları öyle üç beş cümle ile anlatılacak şeyler değil. neyse siz beni boşverin ama bence bu kitabı boşvermeyin. belki aranızda bu tarz kitaplardan sıkıldık artık zaten dili de bizi aşıyor, okuduğumuzdan hiçbirşey anlamıyoruz diyenler var ise bence önyargılarınızı yenmenin tam sırası. bu arada ben kitabı böyle överken siz belkide okumuş olabilirsiniz. neyse çok uzatmayayım. benimkisi sadece tavsiye…..